20 Aralık 2009 Pazar

mallık ruhumda demiş miydim?

rezil oldum tanımadığım bi adama resmen rezil oldum..az önce bilgisayarımı açtım baktım bağlantıda bi sorun var kesinlikle bağlanamıyorum nete. teknoloji mevzularından çok anlamadığım için direk ttnet çağrı merkezini aradım..çocukcazın teki çıktı ben zıkkımınkökü nası yardımcı olabilirim falan filan..ben nasıl çirkefe yatıyorum ama, sabah bağlandım şimdi niye bağlanmıyo, zaten iki de bi kopuyo bu bağlantı ne biçim iş bu bilmem ne bıdı bıdı sayıyorum..garibim çağrı merkezi çocuğu bi ton prosedür saydı modem ayarı falan filan. yok diyorum dediklerinden hiç biri olamaz sabah girdim hangi ara nasıl değişicek ayarlar..neyse garibanın sesi gitgide geriliyo..en son şifreyi kullanıcı adını teyit ediyim dedi..hadi dedim et bari..annemin annesinin evlenmeden önceki soyadının birinci ve üçüncü harfini sordu..buna biraz şaşırdım gerçi..neyse güvenlik sorularından sonra yazdırıyo bana bilgileri..kullanıcı adını yazdım şifreye gelince bi duraksadı bu..ben en iyisi kodlayarak söyliyim dedi..gülmekle gülmemek arasında, az önceki bıkkın ses tonundan eser yok..şifrenin üçüncü harfini kodladı ve ben de o dakka ampul yandı..tamam dedim devam etme ben ediyim senin yerine şifreyi söyledim gülüyorum bi yandan..hadi dedim sağol gülüm iyi çalışmalar olsun sana..asıl mevzu şu ki, ilk bağlantı sorununda (belli ki bambaşka ve geçici bi sorundan dolayıymış) ben neden olduğunu bilmediğim bi şekilde kayıtlı şifreyi silip yeniden başka bi şifre girdim nasıl olsa budur diye, çünkü oydu adım gibi hatırlıyorum şifre oydu..sonra işler hepten boka sardı tabi kayıtlı şifre tarafımdan silinince...ama sağolsun çağrı merkezi çocuğu bana hatırlattı bikaç ay önce aldığım az buçuk pornografik içerikli şifreyi..bu sıkıcı pazar akşamında onu bi nebze güldürebildiysem ne mutlu bana..

12 Aralık 2009 Cumartesi

bu havada gidilmezse ne zaman gidilecek??

bilmem kaçıncıya karar verdim ama bilmem kaçıncıya yapamadım..kıyamadım onlara..bi ton penguen ve uykusuzu sardım sarmaladım kaldırdım yine yerlerine..e ne de olsa arşiv bi yerde?!..

ps:depresif mod aynen devam..kendimden bunaldım adeta..nazan öncel de hiç yardımcı olmuyo bana ama..

8 Aralık 2009 Salı

o ye men.

yapmam gereken bi sürü şey var ama içimde zerre enerji yok..hiç bişey yapmadan yorulmak en garibi..günlerdir tek yaptığım şey uyumak..yeni uyanmış olsam bile hep uykum var..depresyon başlangıcı olabilir mi acaba?!..zaten artık kızıl da değilim..

4 Aralık 2009 Cuma

bağlanmayacaksın..















bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
" o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela.
o daha az severse kırılırsın. ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları... mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, yada pembeye. ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın.
ucundan tutarak...


farilya'dan not: tam da bişeylerin kocaman boşluğunda boğulma arifesinde okudum..keşke okumak kadar kolay olsa..

17 Ekim 2009 Cumartesi

bu da oldu!!.

sabah kalkmışım, daha afyon patlamamış pencerede sigara içiyorum..öyle kitaplığa bakıyorum bi yandan tozunu alıyim falan diye düşünüyorum..bi yandan telefonla konuşuyorum..telefonu kapadım dışarı bakıyorum..bitiyo artık sigara içeri giricem..yaşlı bi amca kaldırımda durmuş bana el sallıyo..yaşlı dediğim baya bi yaşlı..yetmişbeşe merdiven dayamış..kasketli, pantolon askılı falan..umursamadım önce çevirdim kafayı ama amca baya ısrarlı..günaydın diye bağırmaya başladı bu sefer..üçüncü kattaki ben ve kaldırımdaki amca diyaloğa başladık..günaydın amca dedim..gülüyo elindeki telefonu sallıyo falan..noldu amca kontör mü alıcan dedim..ne alakası olduğunu ben de bilmiyorum öyle geldi aklıma..sonra amca gerçek bi çapkınlıkla kurnazlık arası bi ifadeyle "konuşalım mı?" dedi..ne dicemi bilemedim yok amca teşekkürler falan saçmaladım kapadım pencereyi..içeri girdim kendi kendime güldüm..sonra unuttum gitti..az önce yine pencereye çıktım..sigara içiyorum dalmışım öyle düşünüyorum..baktım biri aloo aloo diye bağırıyo..aynı amca elindeki telefonu sallayıp gülüyo..abu sefer harbi dumur oldum..amca bildiğin iş atıyo bana..korksam mı gülsem mi kendime acısam mı bilemiyorum..

soruyorum sana amca..nerede pusuya yatıyosun da ben cama çıkar çıkmaz görüyosun koşup geliyosun ?!..çünkü arkandan baktım ikinci seferden sonra baya baya uzaklaştın yürüdün gittin..şaşırtmaç mı yaptın yoksa bana?..ayrıca ille birine sarıcan madem neden yoldan geçen herhangi biri diilde üç kat yukardaki ben?! pencereye çıkıp sigara içmeye korkar oldum..yoksa seni dumansız hava sahası neferleri mi gönderdi amca?

5 Eylül 2009 Cumartesi

istem dışı gibi sanki?!

bi şeyi çok isteme yoksa olmaz..peki ben çok çok istesem..ama bilinenden çok daha fazla..yani olsun diye dua ediyosam hep..imkansız olduğunu bilsem de gece gündüz hayal kuruyosam..kırk kere söylemek yetmez diyip kırkbirden sonra alabildiğine sayıyosam..ben sustuğumda içimdeki küçük çatlak çirkef kız dürtüyosa, olur olmaz gaz veriyosa bana..küçük kıza uyup olmaz diyenlere kıçımı dönüp asabileşiyosam..gece onunla yatıp gündüz onunla uyanıyosam..saçmaladığımın farkına vardığımda bile vazgeçmiyosam istemekten..ben istedikçe daha çok istetiyosa kendini..içtiğim her sigara ciğerlerimi karartsa da her nefeste bi parça daha yaklaşıyosam fezaya..onu düşündüğümde umursamıyosam ciğerlerimdeki lekeleri,ruhumdaki delikleri umursamadığım gibi..kısır döngülerde kaybolup bi iki satır şarkıda buluyosam umudu..inandırıyosa filmler beni mutlu son denen ütopyaya..pişmalıkları, kırıklıkları tüm boku püsürü geride bırakıp yüzsüzce istiyosam..inanmak yetmez mi hem mutlu olmak için? ben istedikçe daha çok inanıyosam..olur mu acaba bi gün..?

28 Ağustos 2009 Cuma

ekonomist geldi hanıım!!..

cari açık der, sıcak para der, net reel faiz der..garip bi üslubu vardır..sert gibi ama içten gibi de..kimisi gıcık olur kanal değiştirir kimi de benim gibi ağzı bi karış açık hayran hayran dinler..dirseğini masaya dayar karşısındakinin suratına gözlüğünün üstünden bakar sen kimsin ulan ben konuşuyorum burda der gibi,çatır çatır sıralar cümleleri..yiyosa çürütücek bişi demeye kalk minnacık boyuyla adama dalar mazallah..ben hastasıyım meliha okur'un..ama bi afalladım az önce..

millet para harcasın,ekonomi canlansın,çark dönsün konseptli bi reklam izledim..önce bi tanıyamadım oynayan kadını ama ses yabancı gelmedi..çiçek satan bi teyze ama baya da konuşuyo "gül alın gülcü para bulsun gülü eken para bulsun" falan diyo tam hatırlayamadım..buraya kadar herşey tamam..ekonominin piri olmuş meliha abla mesaj içeren bi konuşma yapıyo..bu da mantıklı..o derse kitle daha kolay benimser başlatılmaya çalışılan hareketi hesabı..ama reklamdaki arka ses adamı da bişiler dedikten sonra meliha okura dönüyoruz ve "abe çiçeklerim var çiçek alın güllerimden alın" tarzı bişiler dediğini görüyoruz..


burdan sonra bi kaldım..çiçek satmaya da satana da lafım yok..hatta istanbulun rengi onlar iyi ki varlar ama keşke onu demeseydi meliha orda..abe demeseydi bari..


minnacık aklımla bunları düşündüm işte az önce..

25 Ağustos 2009 Salı

içimde minik bi limon ağacı..

ay bi mutluyum böyle..iç kısmım pır pır oldu yine..diyorum ya ben aşk insanıyım diye aynen öyleyim işte..çiçekler böcekler hepsi benim için..hayat bana güzelmiş meğerse..ne boğucam kendimi gereksiz melankolilerle,aptal salak saplantılarla di mi ama !?..hastalıklı takıntılarıma elveda dedim..sevdicek bi adam dedi ki bana "sen şu hayata bi doğru dürüst bakamadın ya neslihan ona yanıyorum!" haklısın bitanecim ben beceremedim o dediğini yapmayı bunca zamandır..ama artık zamanıdır derim..hayır hayır gönül dostlarım, blog yoldaşlarım umutsuz aciz kadının ben güçlüyüm tiradı diil bu yazdıklarım..kıpır kıpır olmuş ruhumun kelimelere yansıması sadece..hüzünler başıma vurdu yine diye dolanmak son derece sıkıcıymış hem..bütün hayatım boyunca hep bana yalan söyleyenler olucak..inanıcam bazen, bazen de inanmış gibi yapıcam..beni üzenler olucak gülücem geçicem rahvan gitsin hesabı..hayallerimi kırıcaklar ben yine kurucam..çünkü ben varım ve olmaya devam edicem..gözyaşları ve hayal kırıklıklarıyla değil kahkahalarla büyücem..

şimdi de hep beraber bu neşe dolu şarkıyı dinleyelim salak salak sırıtalım kendimize ve bi parçacık mutluluk dolsun içimize..haydi bakalım alkıışşş..

ps:bu da ruhaniyetimle ilgili son yazımdır gönül çelenler..daha eğlencelik olanlar geldi gelicek..



3 Ağustos 2009 Pazartesi

bu kaçıncı baltacı..

haydi bakalım vatana millete hayırlı uğurlu olsun..biricik arap şeyhi ve güzel eşi çariçe bilmem kaçıncı katherina yurdumuza teşrif ediceklermiş..aman ne güzel..bu şirin çifte güzel bi tatil diliyor, onlar adına ne kadar mutlu olduğumu belirtmeden de geçemiyorum..böyle de iyi niyetli bi insanım işte ben..evet ben buyum..

ps: bu aralar herşeyden fena sıkılmış daralmış,bunalmış haldeyim, hiçbişi yapasım yok..bi süre öyle mal mal durucam sanırım..sizleri ( burdan beni okuyan milyonlarca hayranıma sesleniyorum..) bir süre muhteşem ötesi yazılarımdan mahrum bırakıcam..

ve uzun zamandır yoğun bi ego patlaması yaşayan farilya dört bi yandan yediği kazıklarla kendine gelir ve kıçın kıçın uzaklaşır buralardan..yandaki fotoğrafı da hüzünlü gibi diye koydum..dikenli teller hapsolmuş ruhumu temsil ediyo gibi sanki..belki de malak bi fotoğraftır..bilmiyorum artık..bakın işte benim o..öperim canlarım, kalın salıcakla..

günler sonla gelen edit: bu süpersonik sanatsal fotoğraf hezalımın elinden çıkma..kendisine sonsuz öpücükler..

31 Temmuz 2009 Cuma

bit pazarı dediğin böyle olur!!..

geçen gün nurdanla oturuyoruz, napsak netsek para yaratsak da hayalimizdeki minik kafemizi hayalden gerçeğe çevirsek diye düşünüyoruz..feci beyin fırtınası halindeyiz..saçma sapan fikirler havada uçuşuyo..çok bi para da değil aslında lazım olan ama malum kriz hiçbirimizi teğet geçmedi..sonra ben dedim ki evde ne var ne yok sat..yok artık dedi..sonra biraz daha makulleştim e kullanmadıklarını sat o zaman dedim..nasıl dedi..blog la dedim..mantıklı aslında dedi..zaten bi ton giymediği kıyafeti var bu hatunun öyle yatıyo gardropta..sadece kıyafet mi? koşu bandı, fincan takımları akla hayale gelebilicek bi ton ıvır zıvır..

belki "bia vesta" ki kendisi kafemizin adı olur gereken parayı toplayamayız ama üç beş bişi çıkar be dayı..hadi bi girin bakın şuraya sudan ucuz herşey :)

ps: şimdilik yapım aşamasında olan yavru blogda çok bişey yok ama sen yine de sık kullanılanlara ekle..arada yarar bişiler çıkar belki..

29 Temmuz 2009 Çarşamba

çok mağdurum Ayşe!!

belediye otobüslerini severim..acayip klişe tabirle insan mozaiği beni benden alır..monolog dedikodular yaparım kafamda insanların suratlarına bakarken..telefonla konuşan olursa hikayeyi tamamlamaya çalışırım kendi kurguma göre..öyle kakara mukara evime kadar gelirim..canım sıkılmaz hiç olmadı..

ama bugün dumurlardan dumur beğendim..arkamdaki beyefendinin (ilerki satırlarda neden böyle dediğim iyice açıklık kazanıcak ey okur!..) yaptığı telefon konuşması beni mahvetti..şimdi mümkün olduğunca tasvir etmeye çalışıcam atmosferi..hani orta kapının orda bi cep gibi bi durma yeri vardır..işte bizim esas adam orda dikiliyo..ben de hemen önündeki koltukta cam kenarında oturuyorum..sırtım adama dönük..ama "telefonla konuşmak yasak arkadaşım" paparasını yiceni düşünen esas oğlan camla benim aramdaki boşluğa kafasını sokmuş öyle konuşuyo..yani bi nevi kulağımın dibinde sayılır..ben ilk başta alamadım mevzuyu tam, gazete okuyodum..sonradan baktım göt kadar yerde öndekini taciz etmeden sayfa değiştirmek olanaksız bıraktım gazeteyi falan..ve işte o mucizevi anda hayatım anlamını bulucağım muhteşem telefon konuşmasına şahit oldum..

şimdi konuşmalardan çıkardığım kadarıyla amcam polis..evet baya baya asayiş, şube müdürlüğü falan dedi..iki sene bi evlilik geçirmiş..ama çok ayrılıklar (!) yaşanmış evliliğinde yürümemiş ayrılmışlar..adamın şeklini şemalini henüz bilmiyorum..ses tonu vasat..bi de karşı taraf var ki kendisinin sadece adını ve cırtlak sesini biliyoruz..evet o kadın AYŞE HANIM..

şimdi mevzunun başında ilk başta ben adamı avukat falan sandım, ya da ne biliyim terapist..(henüz polisliğe dair bi işaret yoktu..) 

-ben beklerim ayşe hanım, yanlız siz iyi düşünün,hemen karar vermeyin..evet evet haklısınız tabi..

bu ve bunun gibi bikaç cümle daha..arada hatunun vızırtıları geliyo..

sonra bizim esas oğlan polis amca başladı meziyetlerini dökmeye..

-siz de haklısınız tabi..sonuçta karşınızda başından bi evlilik geçmiş bi adam var..bu adam 24 yaşında kızı nasıl elinde tutamadı ( nası güzel bi yaklaşım!!) ama işte bazen çiftler arasında olabiliyo bi de bizim aramızda çok ayrılıklar yaşandı..allah kısmet ederse ilerki eşimle çaya bile beraber gidicem( buraya kesinlikle bi anlam veremedim,neden çaya !?..)

arada yine AYŞE HANIM vızırtıları..

-yoktur benim öyle alışkanlıklarım..ha gitmedim mi gittim..ben de yalan yok..kahveye de gittim oyunumu da oynadım (helal olsun sana harbi erkek !!) bizim asayişten arkadaşlarla giderdik..arada atardık üç beş bişey..yok canıııııım parasına olur mu hiç..zaten biz ilk niye gittik biliyo musunuz? bizim komiser dedi..gidin bakalım dedi..neler dönüyomuş, bi ahbap olun şunlarla dedi ondan yani yoksa alışkanlık falan yapmadı ben de yani..

AYŞE HANIM artık ne dediyse harbi delikanlıda bi hellim peyniri durumu yaşanıyo..gülüyo..ağzında bişiler geveliyo..cilvenin kurun bini bir para..bi de ben mesaj yazıyodum o sırada kaçırdım o kısımları..bi de arada annem falan arar beni otobüste açmasam delirir iki dakka açarım otobüsteyim demeye..bi dayak yemediğim kalır otobüs halkı tarafından..herife bi allahın kulu dur demedi arkadaş..nerdeyse halka olup etrafında dönücektik sevmek ne güzel ne güzel şarkısı eşliğinde..neyse mevzuya dönüyorum..

AYŞE HANIM yine bişiler vızırdıyo..kahraman ciddileşiyo..

-bakın Ayşe Hanım siz güçlü bi kadınsınız..Pardon güçlü bi hanımefendisiniz( çok kibar çünkü kendi de bi beyefendi ve kadın demekten utandı!! bkz:2. paragraf) ben size zaman tanıyorum..haa tanıdığım bu zaman da benim size bi lutfum falan diil yani,sizin hakkınız..hayırlı işlerde aceleci olmak iyidir derler ama ben öyle düşünmüyorum..siz bi düşünün istihareye falan yatarsınız belki!!

ben burdan sonra koptum..kadın evleniceği adam için rüyaya yatıcak iyi mi ve bunu da teklif olarak sunan yaşlı akraba teyzeler falan değil eş adayının bizzat kendisi..

adam bildiğin kendini vitrine koydu 15 dakika içinde..bi ton kolpa sıktı..espri yaptı,saygı duydu..haşin ama güvenilir erkeği oynadı..allaha yakın tarafıyla kahveci tarafını dengeledi..pişmalıkları için üzüldü..yarınlara umutla baktı..ve bütün bunları 15 dakika içinde yaptı..ama helal olsun demek lazım iyi çene döktü..

(bu arada inerken adama baktım..tipi falan dert diil de bi havalarda bi pozlarda amcam..kolu otobüs camından çıkarmış..dizler bükük köşede bekleyen james dean duruşu..özgüvenden kendinden geçmiş bi surat ifadesi..halbuki bak ne dedim yakışıklı demedim..tipi falan dert diil dedim!!)

burdan Ayşe Hanım'a sesleniyorum..bu adamla evlen Ayşe..en azından bu otobüs performansı için değer buna!!

27 Temmuz 2009 Pazartesi

bit artık bit..bitsin..

benden bi bok olmayacağına şu an karar verdim..

tkl de sıçmış durumdayım hoca ek ödev veriyim notunu yukarı çeker dedi..ben de atladım tabi..aman hocam paşam hocam verin tabi ya kulunuz köpeeniz oluyim ek ödev verin bakın neler yapıcam AA geçicem diye dil döktüm bi ton..şimdi kütüphaneye geldim ödevin ön araştırması için..40 dakkadır bi bok yapmadım...biton blog okudum yorum falan yaptım postlara..şimdi de bi kitap seçip okumayı planlıyorum..neden çünkü ben gerçek bi gerizekalıyım..bi de çok zekiyim aman bu nasıl bi deha diye dolanıyorum ya ortalıkta kimse de bana dur demiyo....business finance de kaldı zaten..ne zaman biticek bu okul acaba..tam bi merak konusu..

21 Temmuz 2009 Salı

farewell..

ruhumundan damlayan kan kurudu..çok acıttı yaralarım, çok kanadı ama bitti..çok özledim seni..çok düşündüm..bir sürü yıldız kaydırdım senin için geceleri..her kayan yıldız için bi damla gözyaşı akıttım yüreğimde kalan izlerinin sancısıyla, sana rağmen..

çok kanattın beni, ruhumu yırttın dışarı çıkarken..belki bi gün floransa'ya taşınırdık seninle..ya da belki prag'a..ben hayal kurardım, sen bana gülerdin..ben artık hayal de kuramıyorum..ben artık aşık olamıyorum..ben artık özleyemiyorum..


onun için ağlayamadığım gün bitmiş demektir diyodum hep..yüzünü unutmak zor ama, bigün sesinin rengini unutucam diyodum..ben artık senin için ağlayamıyorum genç adam..sesini hatırlamaya çalışıyorum ama olmuyo..

başladım yırttığın yerleri yamamaya..zor oluyo ama çabalıyorum..pes edicek gibi oluyorum , söylediklerin geliyo aklıma daha sağlam dikiyorum..eskisinden daha sağlam olucak ruhum..sana inat..belki daha çok kendime inat..


yazdım..okursan gül diye..



yazarken, old boy- farewell my lovely..

3 Temmuz 2009 Cuma

kara perşembe..

delik deşik oldum..acımadan öldürdü beni..ruhunda sakladığı kiri çok geç gördüm..ya da çok geç gösterdi..neden oldu, nasıl oldu bilmiyorum..bir parça umut vardı yüreğimin derinlerinde sakladığım..beynimin nefret ettiği..söküp aldı onu da..dinlediğim şarkılar,onun için kadehimi kaldırdığım geceler, söyledikleri, söylediklerim hepsi geride kaldı..içimdeki küçük kızla beraber..ben bu sefer gerçekten büyüdüm..o, hayallerimi yaktı..küllerinden ben doğdum..daha gerçekçi, daha acımasız..

hoşçakal fındık burunlu adam..beni ben yapanlardan oldun..

9 Haziran 2009 Salı

bir küçük kız çocuğu..

sıkıntıdan ölünebiliyosa eğer sanırım bunu başarabilen biri olucam az sonra..daraldım..dakikalar geçmiyo..yapıcak hiçbişi bulamıyorum..aşık olduğum öküzün sayesinde monologların ustası oldum..kendim söylüyorum kendim cevaplıyorum..kendim yazıyorum kendim oynuyorum..pişmanlık çanlarının sesi geliyo uzak diyarlardan..zar zar çalıyolar kulağımın dibinde..erkekler gerçekten bişeyi yapmak için yapıyolar..en ufak bi his parçacığı yoktu söylediklerinde..en ufak bi gerçeklik yoktu yaptıklarında..kendine küçücük bi senaryo uydurdu..oynadı..zamanı doldurdu ve bitti..mutlu son bekleyen bendeniz mankafalı yine devasa bi hayalkırıklığı girdabında kayboldu..

o zaman bu öküz için son bişi yapıyorum ve vaktinde bana gönderdiği şarkıyı onun için çalıyorum..ben sadece bir tatlı huzur almaya gelmiştim sana be adam..




30 Mayıs 2009 Cumartesi

bir garip serhoş..

söyledim işte..hem de en güzel şekilde..dut gibi sarhoşken..çok acısız oldu..beğendim yaa iyi oldu..biraz saçmaladım gerçi..ne de olsa alkol tüm kötülüklerin anası..ama söyledim..seviyorum dedim..bi de sarıldı ki bana sımsıkı iyi ki yapmışım..

artık haggard dinliyorum..bütün şarkılarını ezberliycem ki brutal yaparken ses tellerim kopsun da bi daha konuşamıyım..neler yaptım ben öyle dün yaa..yumoş demişim bi de çocuğa arkadaşlar söyledi sonradan..o hiç hoş olmamış ama hakkaten..

23 Mayıs 2009 Cumartesi

noluyo bana?!


bilinçaltım bu aralar folloş olmuş durumda..dün gece kapımın arkasındaki bornozdan korktum..böle beyaz beyaz parladı karanlıkta..gözümü açamadım..
rüyamda ananem tarafından bıçaklandım..bi de soruyo kadının birine ben bu kızı öldürdüm şimdi benim hacılık da bozulmuştur diye..torununu öldürdün be kadın ne hacılığı..
az önce de çay içiyodum..kupanın dibindeki çay yaprakları (ne denir onlara bilemedim bi an) böle karıştırıldıktan sonra bi araya toplanmış..resmen kuru kafamsı bi canavar silüeti oluşturmuş..gözüm kaydı anam noluyoruz dedim..
noluyo bana bilemiyorum ama bir garip hallerdeyim..akıl sağlığımı geri istiyorum..

17 Mayıs 2009 Pazar

and the winner is..


bir yurovizyon daha bitmiş oldu böylelikle..hakeden kazandı mı bilmem ama benim istediğim ülke kazandı.." aa neden öyle diyosun ama farilya, sen bi türksün, türkiye kazanmalıydı demelisin.." hayır ben demiyorum öyle bişey..çünkü hadise yarı finalde kötüydü..sesini duymadık bile..finaldeyse kötünün iyisiydi..olmuyo artık hadi bakalım iki aşklı meşkli söz yazalım üstüne oynamalı müzik koyalım elin ecnebisi iki göbek atsın coşsunla..dansta senkron yoktu, taklaların padişahı yeşilli oğlumuz çok da farklı bişi yapmadı..daha bi ton şey..ben sevmedim hadiseyi..aldığı puanı öpsün başına koysun derim..

şimdi geliyim birinci olan norveçli fındığıma..alexander rybak..o nası bi şirinliktir, o nası bi sevimliliktir hem o nası güçlü bi sestir..insanın "bırak peri kızın oluyim beraber yazalım o masalı" diyesi geliyo..şarkının sözleri en azından bişey anlatmaya çalışıyo..keman kısmı fıngır fıngır insanın iç kısmına doluyo..ayrıca arkada üç tane amca var ki onlara helal olsun..neler yaptılar öyle..bi yorul arkadaş bi kesil..bi hareketi de biriniz geç yapsın..geleneksel bi dans falan heralde..muhteşemlerdi..ben helal olsun dedim..bi de kazandığını öğrendikten sonra bi sevinmesi bi heycanlaması var ki fındığımın nası güzel..

ha bi de malta var ki apayrı bi mevzu..hatun üçüncüye katılıyomuş..başka şarkıcı mı yoktur nedir?! malum malta küçük ülke..

yurovizyon en büyük dert diil tabi ama eğlencelik, çerezlik iyi gidiyo sene de bi defa..hem böylelikle tescillendiği üzere binlerce insanı coşturmak için göbekleri ve memeleri gözükmeyen 4 tane pantolonlu adam da yetebiliyomuş..değil mi güzel ülkem?!

13 Mayıs 2009 Çarşamba

o vasıfsız işçi benim..


iki kelimelik kısacık bi cümle..söylemesi kolay..anlatması anlaşılması da rahat.." İŞ ARIYORUM.." ama öğrenci adama çalışabilicek iş yok..geçen cumartesi üsküdardan başlayıp eminönü tahtakale civarlarında sona eren "nikah şekerinizi evde yapayım" konulu projem hiç bi sonuç vermedi..bütün gün yürüdüm, sıcaktan kıçımdan ter aktı, tahtakale sokaklarını ezberledim ama tek duyduğum cümle, "kriz var keşke iş olsa da versek.." .. eyvallah dedim çıktım dükkanlardan ben de..şimdi yeni bi ışık belirdi ufukta..cumartesi günü görüşmeye gidicem.."iyi günler yeni ürünümüzü tatmak ister misiniz? valla bak çok güzel dene derim be hacı!!"

8 Mayıs 2009 Cuma

ben varım..



bir bıkkınlık bir sıkkınlık içimde bitmek bilmeyen..sanki çabaladıkça daha çok batmanın gözle görülür halini yaşıyorum..inandığı değerler günbegün çürüyen kızın garip isyanı kimsenin duymadığı cılız sesimdeki..

artık inanmıycam, çabalamıycam kimseye sarılmıycam..sevdiğim bi filmin son repliklerinin kötü tercümesi ruhumun son umudu.."ne zaman umursamazsan, o zaman olur.."

kendime kurduğum arkadaşlarla dolu dünyayı yıkıyorum..hepsini kovuyorum yüreğimden..bir tek ben varım..yalnız geldim, tek başıma ölene kadar yalnız kalmayı seçiyorum..

4 Mayıs 2009 Pazartesi

hatıralarımda bir küçük kızılcık..

9 sene önceydi..küçük kız çocuğu okuldan gelmiş televizyonda salak salak gezinirken mtv de garip bi kliple karşılaşır..sonradan irlanda aksanı olduğunu öğreneceği garip aksanıyla bağıra çağıra söyleyen kısa sarı saçlı bi kadın..arkasında tipik "müzik grubuyuz biz" şeklinde sıralanmış adamlar..fantastik bi klip..uçan cadı gibi bişey var bi polisi kovalıyo..meğersem bu adamlar ateş topunu hapse atmışlar da cadı da onun peşindeymiş falan..ama kadın bi garip söylüyo..sanki şarkıyı söylemiyo üflüyo gibi..bağırıyo ama çığlık gibi değil..ve klip biter altta grubun şarkının adı çıkar.." the cranberries- promises"..küçük kız aydınlanır..hayatında ilk defa bi grubun hayranı olma yolundaki ilk adımını atmıştır..aynı hafta içinde grubun kasedi alınır tüm şarkılar ezberlenir..

aradan yıllar geçti..ben o yıllar boyunca ode to my family yle hüzünlendim..animal instinct le hayal aşklarıma ağladım..uzun süre anlamını çözemesem de zombie yle isyan ettim..just my imagination la umutlandım..ve bütün diğer şarkılarında dolores denen çılgın kadının büyülü sesinde kayboldum..

belki bigün küçük kızın hayalleri gerçek olur..noel in diner ına gidip kahve içerim..belki dolores de gelir..iki muhabbet arası şarkı söyleriz..

ps: bury the hatchet hala sağlam..arada dinlerim..yeni neslin nostaljisi kıvamında..

13, onüç, 10üç, on3, 13

bugün hayatımın milyonuncu diyetine başlıyorum..bu seferkine diyet değil savaş adını veriyorum..obezite hastalığının pençesinde kıvranıyorum resmen..kurtulmam gereken 13 kilo olduğuna karar verdim..ve bu sefer gidicekler..belki böyle kamuya açınca daha bi gaza gelirim..makarna ekmek falan dert diil zaten çok sevmem ama tatlı tuzaklarına dikkat etmeliyim..en küçük drajeden en kompleks (profiterol liste başı..) olanına kadar uzak durmalıyım..hatta yiyenden de soğumalıyım nefret etmeliyim, yanımda barındırmamalıyım..zaten benim ruhumda kocaman bi Zeyna var..onu harekete geçirsem olucak bu iş ama hatun nereye gittiyse yoktu bayadır ortada..sanırım bu sabah geri döndü..hatta tartıdaki rakamları görünce kesin dönüş yaptı..

haydi bakalım farilyacık gazan mübarek olsun..tez elden kurtul şu 13 ten..
ps: ilgili resim ararken karşıma çıkan onlarca taş hatun..siz zaten hep öyleydiniz..giy kıçına beyaz taytı, sar beline mezurayı, sonra ben bu zıkkımı kullandım marul falan yedim böyle oldum..yok yaa..size tepkiliyim hiiç birinizin resmini kullanmıcam muhteşem ötesi bloğumda..

2 Mayıs 2009 Cumartesi

naylon sevinçler..

ben küçükken devasa el arabasında rengarenk naylon eşyalar satan adam bana neşe verirdi..mavi kırmızı leğenler..upuzun saplı fırçalar..gözümü alamazdım daha yavaş geçsin isterdim camın önünden..daha yavaş geçsin ki herşeyi görebiliyim arabadaki..

şimdi arabayı çeken adamın yüzü daha çok çekiyo dikkatimi..sırtındaki yükü sırtımda hissediyorum ne kadar hissedemiycek olsam da..hayatını düşünüyorum..kocaman arabaya yüklenmiş ekmek davası beni hüzünlendiriyo..büyüdüm galiba..

1 Mayıs 2009 Cuma

yorgun ve depresif..

ne kadar da çok olmuş yazmayalı..millet bahar gelince bi canlanır, bi kıpır kıpır olur..aşık olanlar dört bi yana saçılmış, mutluluktan ağlayanlar kiloyla satılıyo..ben de bu eylemlerin en ufak bi belirtisi yok..sabahları uyanamıyorum..okula gitmek iskence oldu..otururken bile yoruluyorum..yapmam gereken asgari sorumluluklar için bile enerjim yok..bu hafta iki önemli vizeye girmedim..bildiğin girmedim.. sıfır aldım yani.. finans hocası çirkef ama marketingciden umutluyum belki bi kıyak geçer..
halimin vahamiyetinin farkına bikaç gün önce yaşadığım küçük anektodu anlatırsam daha iyi varabilirsin sevgili okur. ( herkes beni okusun, herkes bana acısın isteğinin tüm bünyeyi sarması sendromu başlangıcı..) şimdi nası anlatsam pozisyonu..kanepede uzanmışım ama ayaklarım duvara dayalı..ya da duvara ayaklarımı uzatmış bi şekilde kanepede yatıyorum..hangi tanım daha yardımcı olursa..aslında dikkatli okunduğunda ikisi de aynı..( yeter artık devam et be kadın.) neyse işte bu pozisyondayım..hatırlayamadığım bişey yiyorum..bi yandan da binbir gece seyrediyorum..ben bayılmam bu diziye ama asucannur seviyo..üstümde iki gündür üstümden çıkarmadığım pijamamsı kumaş..neyse dizi de ki kadın şehrazatcıma "asistanım size gerekli bilgiyi vericek şehrazat" gibilerden bişi sölüyo..ben yattığım yerden kafamı geriye asucannura çeviriyorum exorcist kıvamında "asu bigün benim de bi asistanım olucak mı sence?..hatta senin de asistanın olsun bizim yerimize onlar iletişsin..ben senle kahve içip hoşsohbet etmek istediğim zaman söyliyim asistanıma senin asitanınla kahve içsin..hatta asistanım benim yerime evlensin koca kahrı çeksin, benim yerime doğursun.." diyorum..şimdi böle anlatınca komik olmadı ama komik aslında..valla bak..gülüyorum ağlanıcak halime..

yer çekiminin olmadığı bi yerde zihnimdekilerden ve duygularımdan arınmış, ruhumdan süzülmüş halde yaşamak istiyorum..en azından bi on dakika..

14 Nisan 2009 Salı

alem katerina olmuş..

ne kadar da kötüymüş bi sürü şey bilmek..insan bi kötü oluyo böyle ağırlık çöküyo sanki.. "farilya bak sana bişi dicem ama kimseye söyleme,bu bizim ölümcül sırrımız olsun.." .."ölümü ye söylemiceksin kimseye bak ben böle böle boklar yedim.." madem yedin ne söylüyosun arkadaşım bırak ben seni masum melek gibi tertemiz bilmeye devam ediyim..öyle muamele gör benden..hayır anlatıyosunuz yediğiniz her boku püsürü sonra işin rengi meydana çıkınca vay efendim ben sana sır vermiştim..sen sıçarsan ben de sıvarım..hayır hakettin ki yaptım..oh iyi de yaptım..nasıl mesudum..ne demiş büyük düşünür memati : iki kişinin bildiği sır değildir..(o mu demişti bilemedim heralde odur..)

bi de can kişi hiç bişi sölemez ama minik farilya zeki mi çakal mı ne bilinmez..belki biraz fesat kötü niyetli..illegal yollardan öğrenir milletin ne boklar yediğini..meraklı bi insanım ama napıyım..işte bu kötü ama.. o kadar seviyosun kendin gibi biliyosun ohaa karı ( veyahut adam) neler neler yapmış..vay canına yandımının demek istiyorum..dumur olup kalıyorum..bu kaçıncı be ağzınıza sıçıyim bu kaçıncı??!! ama beni bağlamazsınız artık bitanelerim..elalemin derdi beni germiş de haberim yok..kendime dönüyorum artık ben..görmüyorum, duymuyorum, bilmiyorum kimseye de vermiyorum..ama kendime değer veriyorum ve iste tam da bu yüzden neşe içinde yaşamıma devam edip, dallas'daki rolumden istifa ediyorum basit entrikasız yaşantıma geri dönüyorum :)

10 Nisan 2009 Cuma

sertabım sen söyle ona olmuyo böyle!!



aldırma deli gönlüm giden gitsin sen şarkılar söyle içinden..demiş vaktinde sertap..ben küçücüktüm söylemişti şimdi ben söylüyorum..ama kolay mı öle aldırmamak..hayır belli hırsları olan insanım bi de üstüne hafiften kindarım dirsek atasım geliyo gidene..nereye gidiyomuş ki otursun oturduğu yerde..ama böyle de olmuyo..yanımda dursa da ayrı dert ayrı cereme..off dirseği gömücem o olucak haa..ağzı burnu dağılsın deyusun..ama emel de diyo ki a ciğerim söyle neyleyelim sevmeyelim de taşa mı dönelim..ben de hem seviyim hem de dirsek atıyım..çünkü haketti artık tıskıyıt:)

9 Nisan 2009 Perşembe

iş arayan çok işveren yok..nikah şekerci hiç yok!!

malum öğrencilik zor iş..yoldu yemekti derken para dayanmıyo..bugün hesap öderken kriz bizi teğet geçmedi bodoslama daldı adeta..biz de asutumla küçük bi beyin fırtınası yaptık nası para kazanabiliriz diye..becerikli sayılabiliriz..ölçü vermek gerekirse dün yaprak sarma yaptık mesela on numara oldu..biz de dedik ki nikah şekeri işine mi girsek..böle babacan bi işverenimiz olsa pıtır pıtır yaparız nikah şekerlerini zamanında da teslim ederiz..belki bizi bi duyan olur umuduyla kamuya açıyorum bu projeyi..
ps: hacı duyun bizi be para lazım..interrail yapmadan yaşlanmak istemiyorum!!..
eğer yapılıcak nikah şekerim var diyosan ; nikahsekercileri@gmail.com

6 Nisan 2009 Pazartesi

his




herşeyi bırakıp beni kimsenin tanımadığı bi yere gitmek istiyorum..hiç arkadaşım olmasın kabul..kim olduğumu bilmesinler, kimseyle konuşmiyim, kelimelerim bende kalsın ruhu olmayanlara ulaşmalarındansa..

bırakmak istiyorum herkesin herşeyin yakasını..yakamı bırakmaları için yetsin diye..kendimi kaybetmeden yapmalıyım bunu, ruhumu onlara teslim etmeden önce..

ben olarak kalmak istiyorum..canıyla, kanıyla, ruhuyla kendim..almasınlar yüreğimden umudumu..söylemesinler bana hiçbişey..karanlığı yaşayan aciz bedenleri gittiğinde iyi biliyim onları..ama konuşuyolar..ucube gözlerini gözlerime diktiler..konuşuyolar..midem bulanıyo..som altından hayalkırıklıkları kusuyorum suratlarına..ciğerlerimde sigara yanıklarıyla çıkıyorum yola..

28 Mart 2009 Cumartesi

yaratıcı mısın ne!!


Ne ararsın a benim yavrum ceylanım
Elin adamlarında
Sevgi dediğine bir bak zaten etrafında
Leyla'ya mecnun göçeli çok oldu
İmkansız artık onların aşkını arama
Hani çocuktuk saftık
Aşk var sanardık ama artık
Nahımda var aşk vazgeç arama sorma.



canısım tarafından az önce bana yazıldı bi dakkada falan heralde..dünyadaki en güzel akrostiş bu artık!! bi de öteki canısım var o da kelopatra saçlı olan..tahsil uğruna edirneye gitti bizi bırakıp ama yakın zamanda gelicek işallah yamacımıza:)

bi kısıra tav oldum..

az önce camda sigara içerken karşıki apartmana annesiyle giren bi çocuk gördüm..10 yaşlarında falan..annesinin elinde bi pastane poşeti..anne önde oğul arkada girdiler içeri..


ne zordur tanımadığın eve aile oturmasına gitmek..tanımadığın insanlar..tanımadığın eşyalar..o da ev aslında, televizyon falan var ama bi garip..ev sahibi de anne ama başka gibi sanki..yaşıtın çocuk varsa zaten zor..

bu işkencenin iki türü var..çocuklu ev..çocuksuz ev..eğer çocuklu eve düştüysen herşey daha da zor.."hadi bakalım farilya,bak kardeş seninle aynı yaşta hadi tanışın kardeş kardeş oynayın..." bi dakka ya..ben bu çocuğu tanımıyorum ayrıca nerden kardeşim oluyo..bi de gıcık bi tipi var..oyun oynamaya kalksak kesin mızıkır..evin annesi sürekli kendi çocuğundan bahseder..buna karşılık misafir anne karşı atağa geçer (benim ki bu konuda fenaydı,nice anneler yitip gitti karşısında)..kek kurbiye falan vardır, kısır olmazsa olmazdır..sürekli bişeyler ikram edilir..sürekli bi ısrar..çocuk kendisi olmaktan çıkar..yabancı bi otlağa salıverilmiş küçük bi ceylan yavrusundan bi farkı kalmaz..

bi de çocuksuz eve gidilen misafirlik var ki diğerine her zaman tercih etmişimdir..bu evler genelde yaşlı teyze evleridir..küçüklüğümden beri çok sevmişimdir yaşlı teyze evlerini..eşyaların sanki ruhu vardır, heryerde bi anı..genelde siyah beyaz fotoğraflar..en sevdiğim yaşlı teyze evi burda bahsettiğim elif teyzenin eviydi..camlı bi dolap vardı..bi sürü likör şişeşi bi de fotoğraflar vardı içinde..sonra salonun duvarındaki devasa (gerçekten devasa) tablo..ne zaman gitsem kitlenip kalırdım..

neyse kısaca çocukken anneyle misafirliğe gitmek tam bi kaostur:)

27 Mart 2009 Cuma

küçük bi kız bööle vs toz bulutu adam..





hüzünler başıma vurdu yine..bir garip hal içindeyim dünden beri..bayadır konuşmuyoduk kendisiyle ki sık sık konuşmayı gerektiricek bi mıçmıçlığımız da yok zaten..

bi sebepten dubai hayali peşine düşmüştüm..nerde yenilir,nerde eğlenilir, hangi ev kaç para..böyle uzayıp giden bi araştırma içindeydim..ki ona rastladım..genç bi adam..türkiye den göçmüş gitmiş..dubai de yaşamaya başlamış..macerasını yazıyo..nereleri görmüş, neler yaşamış, ne yemiş,ne içmiş..güzel de yazıyo..bi yandan hem çalıyo hem söylüyo..hep dinlediğim şarkı onun en sevdiği..eğlenceli, sanki ben gibi..sonra hiç yapmadığım bişey yapıyorum ve iletişime geçiyorum..msn denen merette konuşmaya başlıyoruz..ukala,narsist, burnu bi karış havada..sanki herşeyin en iyisini o biliyo gibi..ben "küçük bi kız bööle" yim ona göre..öğrenmem gereken çok şey var onun engin bilgi deryasının yanında..benimki bi nevi sidik yarışı..en az senin kadar olgunum demeye çalışıyorum..nedense hep çuvallıyorum..bi şekilde üste çıkmayı başarıyo her defasında..ama yine de kabul etmiyorum yenilgiyi..laf yetiştiriyorum sürekli ama o son sözü söylemiş konuyu kapamış bile çoktan..

böyle böyle ben bi garip oluyorum..hoşlanmak, aşık olmak..hayır..bunlar diil ama farklı bişey..laf yetiştirilmesi zor, ağzı laf yapan küçük kız ilk defa biriyle tartışırken zorlanıyo..kitlenip kalıyo çoğu kez..adam bi bambaşka..benim durduğum yerde o bi toz bulutu..içinden cümleler çıkan bi toz bulutu..o öyle diyo kendisine..kadınlarla arkadaş olamam diyo..ben dişifobiksin diyorum kabul etmiyo..türkiye ye geldiğinde beraber kahve içmekle tehdit ediyorum..gülüyo..

toz bulutu evlenmiş..dün karşılaştık uzun aradan sonra msn de..evlendim de geldim dedi..güldüm..

çaldırıp kapatsaydı ben arardım..

az önce evde öle dolanırken telefon çaldı..507 li bi numara baktım numarayı tanımıyorum..ne zaman tanımadığım bi numara arasa böyle bi gerilirim..çaldı baya sonra belki önemlidir diye açtım..tam alo dedim ki dumurlardan dumur beğendim..


"merhaba sevgili üsküdarlı, ben yılmaz bayat, saadet partisi üsküdar belediye başkan adayı, bilmem kaç yıl üsküdar belediye başkanlığı yaptıktan sonra ısrarlara dayanamadım ve yeniden aday oldum..daha güzel bi üsküdar adına desteklerinizi bekiliyorum saygı ve sevgilerimi sunuyorum.."

bu tarz bişeyler söyledi..bi de arada böyle tutuluyo falan..hayır ne kadar zor olabilir muhtemelen bi yerden okuyosun yılmazcım..

adam üşenmemiş sesini kaydetmiş ev ev dolaşıyo..yanlız yılmazı tebrik ediyorum çok başarılı bi seçim propagandası..bi telefon etti beni benden aldı..o hülyalı sesiyle yerle bir etti kafamdaki olumsuz imajını..sanırım oyumu ona vericem..hem ben kadıköy sınırına daha yakın oturuyorum heralde ondan büyük düşünemedim bu zamana kadar..vay bana vaylar bana..



ps:acaba o numarayı geri arasam bitanem yılmazımla 2 dakika da olsa hoşbeş edebilir miyim?!..

26 Mart 2009 Perşembe

sıkıntıdan kaset yapan çocuk..

küçücüktüm (12 yaş civarı sanırım) işi gücü bırakır radyodan kasete şarkı kaydederdim..(sting le aerosmith le ve daha birçoklarıyla ilk bu yolla tanıştım..) countdown ingilizce kitap setinin yanında verilen kasetler favorimdi..çünkü artık nası tabir edilir bilemem ama çok uzun kayıt yapabiliyodum..şerit uzundu dersem bi nebze anlatmış olurum heralde..hayır ne işime yarıcaksa..bi ton kasetim olmuştu bi de kapak falan yapıyodum onlara..A tarafındaki şarkıları B tarafındakileri falan yazıyodum..çocuktum ve günlerim sıkıcı geçiyodu heralde..

şimdi biri çıksa bana dese ki madam farilya öyle bi kaset doldur ki bi tarafı oynak bi tarafı ağlamalı gibi,hüzünlü gibi olsun..heralde içinde bunlar olurdu..

A (oynak)
1. shantel- disco boy
2. honeyhoney-little toy gun
3. gogol bordello- start wearing purple
4. vaya con dios- nah neh nah (böyle miydi ki adı..)
5. ray charles- hit the road jack
6. truth hurts- addictive
7. david guetta- love is gone

B (hüzünlü gibi)
1. Hypnogaja - Here Comes The Rain Again
2. portishead- roads
3. coldplay- the scientist
4. nina simone-ne me quitte pas
5. alanis morissette- utopia
6. blonde redhead- misery is a butterfly
7. the knife- marble house
8. nancy sinatra- bang bang

25 Mart 2009 Çarşamba

*ben kimim, mim, mim, mi, m..

yazmaya başladığımdan beri görüyorum bloglarda, insanlar mimleniyo, neşe içinde yazıyolar, mimleri paslıyolar..ve yaşasın ki ben de sonunda mimlendim kelebenk tarafından..bi saadet bi heyecan..hemen yazıyım bari, ben kimim :)

*çok da bi olayı olmayan eğlencelik, havadan sudan, her telden bi insanım..gün gelir mal gibi tüm gün kıçımı kaldırmazken gün gelir fotoğraftaki gibi bi enerji patlaması yaşar dağ tepe koşarım..

*kulağımın ayarı yoktur..portisheadle melankolinin dibine vurmuşken backstreet boysla coşarım..

* arada monopoly yle aldatsam da tam bi tabu severim..ortamdaki adam sayısı çiftse hemen tabu diyerekten mızırdamaya başlarım..

*sakin, uysal, kedi gibi biri olmama rağmen, lanet damarıma basıldığında pislik bi insana dönüşürüm..(ben de yakınlarda farkettim bunu..)

*tatlı krizim geldi mi gözüm kararır tehlikeli olurum..(geçen gece bulamadım bişi dolapta,yokluktan kuru incir yedim çılgınlar gibi, ki nefret ederim)

*hal böyleyken nutellaya aşkla bağlı olan kızlardan hazetmem..ananın karnında nutella mı yiyodun acaba çocuum..

*bazen lanet, kimi kimi eğlenceli ama herşeye rağmen can bi arkadaşımdır..hayır megoloman diilim:)

*gerçek bi üşengecim..işler yürür hayat felsefem..dakik, disiplinli ve kıpır kıpır insana özenmem onu sukunete davet ederim..

*ayaklarım 41 numara..boyum 1.75..topuklu ayakkabı benim için ütopya..(2 tane var gerçi ama nerde ne zaman giyicem tam bi muallak)

*dengesiz terazilerdenim..hiç bi ruhsal modum 15 dakkadan fazla sürmez..süremez..

*zaman zaman dünyanın en mal insanıyım..biri bişey söyler kitlenirim cevap veremem..ya da öle bişi patlatırım ki tam dumurluk..mallık ruhumda..

*bildiğim bişeyi unuttuysam (birinin adı,şarkı sözü,film adı....) ve dilimin ucudaysa zaman durur hayat kararır..hatırlayana kadar ben benden geçerim..

*gerçek bi platoniğim..seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli bebeğim..

*haliyle çıkma lafından tiksinirim..en az "aşkım" dan tiksindiğim kadar..çıkmak ne demek yaa..sevişiyoruz desene a benim gülüm..

*gökten düşen üç elmadan biriyim..hem akıllı hem deliyim..hem söyler hem gülerim..sevdim mi tam severim,sildim mi de bir kalem de:)

ben daha neler nelerim aslında ama sıkıldım..bu kadar benliğime dönüş yetti bana..

vee hep yapmak istediğim şeyi yapıyorum ve mimi paslıyorum..

nurdan , ayşegül , digital kelebek , çatlakkromozom , cesetizleri , nina


paşa gönlünüz isterse yazın bakalım:)

olsa da dinlesek..

böyle bi şarkı türkü olsun kafamı dinliyim..kendime döniyim, dimağım parlasın, düşüncelerim yerine otursun..hafiften nirvanaya yanaşayım dediğim de açar açar dinlerim..dinledikçe dinlenirim..
(özellikle yan kısımdaki albüm kapağına sahip müzikyapar bi bambaşka..)

afterlife- speck of gold
angel tears- mystic desire
cem adrian- aspiration
oi va voi - d'ror yikra
telepopmusik- swamp
gunnar madsen- anna
doves- m62 song


24 Mart 2009 Salı

film hilesi onlar valla bak efekt !!

hani böyle filmlerde olur ya esas kız uyuyodur..eli umarsızca avuç yukarı bakıcak şekilde kafanın yanındadır..saçlar nasıl olduysa mükemmel bi şekilde yastığa serpiştirilmiştir..rüya da cennet bahçelerinin ballı ırmaklarını mı görüyo artık bilinmez, suratında bi tebessüm..sonra sabah bi uyanır, pürüsüz bi ten, yine aynı dehşetengiz tebessüm..böyle yeni güne merhaba dercesine gerinir falan..saçlar dağılmış gibi aslında ama on numara..esas oğlanla çılgın bi gece geçirilmiştir ama nasıl oluyosa halan daha nur akmaktadır kızımızın yüzünden..böyle şıkır şıkır parlamaktadır..

bu esas kız denen meret ağladığı zaman da hiçbi zaman salya sümük ağlamaz..devasa bi asalet içinde inci taneleri gibi akıtır gözyaşlarını..ulan terketti herif seni, ağzına geleni söyledi..hem de boynuzlandın..o kadar emek verdin ama çekti gitti bok gibi kaldın bi başına..nası bi direnç mekanizmasıdır..onlar nasıl yüz kaslarıdır da esas kız sıfır ifadeyle gözyaşı akıtır..zira buna ağlamak denemez..

valla ben sabahları uyandığımda yüzüme bakılıcak halim olmuyo..lanetliğin doruklarında bi surat..gözler bi süre tam kapasiteyle açılamıyo..bırak tebessümü hayati işlev sağlayan mekanizma bi kaç dakka sonra kendine geliyo..saçlardan hiç bahsetmiyorum bile..ağladığım zamanda höykürerek ağlıyorum..suratım kıpkırmızı oluyo sümüğüm falan akıyo..karşımdakinde şevkat duygusu yerine acıma duygusu uyandırıyorum gibi bişeyler..

biliyorum onlar film..aslında o kız hiç uyumadı..ya da hiçbi zaman gerçekten ağlamadı..spreyi falan vardır belki..ama insan özeniyo işte..amaan avare dünya..

ona kısaca U.S.A diyin..

bu kadar şey yazdım ama seni yazmadım..düşünmedim diil aslında ama havadan sudan yazmak kolay..seni yazmak, sana yazmak zor..aslında doğru kelime zor da diil sanki..ama bi garip işte sen bildin beni..herşeyimi bildiğin gibi..gözlerimden içimi gördüğün gibi..

bundan yaklaşık olarak 10 sene önce falandı sanırım..iki tane küçük kız tatile gelmişler..doğru dürüst arkadaş yok..zaten teyzeden amcadan geçilmiyo site..yaşıtımız adam yok ki arkadaşımız olsun..şıpır şıpır yüzerken nolduğunu kesinlikle hatırlayamadığım bi şekilde arkadaş olduk..yani ne biliyim küçük çocuklarda vardır ya "arkadaş olalım mı?" ya da ne biliyim "aa senin adın ne?"..bu klişeler olmadı bizde..adını bile nası öğrendiğimi hatırlamıyorum desem abartmış olmam..belki de çok zaman geçti ondandır..sonrası malum aradan geçen yıllar, yıllar geçtikçe gözle görülücek kadar güçlenen bağ..

büyüdük kazık kadar olduk ama hürpa da ki iki küçük salak kızdan bi farkımız yok hala..en boktan anlarımız da bile birbirimizi güldürebiliyosak..üç kuruş paramız olduğunda paylaşıyosak..aynı şeylere kıl olup, aynı filme ağlıyosak..ve bütün bunları yaparken farklıyı seçtiğimizde anlayıp saygı duyuyosak,dost muyuz ne asutum??

dost dediğin garip şey..biyerden sonra kendinden daha çok güvenir oluyosun dosta..ben sana güveniyorum dostum..biliyorum ki ne zaman kendimi bıraksam omzumda senin elin olucak..ya da ne zaman ayağıma kıramp girse sen beni sakinleştirmeye çalışıcaksın:) unutma biz sponge bob la patrick gibiyiz..millet kusana kadar inadına gülücez..hatta az önce yanımdaydın..güldük..ben kendimin içinde kaybolurken çat kapı geldin..sanki bildin mi ne?!

önümüzde upuzun yıllar var dostum..bize ait birsürü uzun yıl..ve ben sen istediğin sürece yanında olucam..

al işte iğrenç yazdım..lise yıllığındaki yazılara benzedi..pofff..ama saatlerce düşünsem böle cafcaflı kelimeler falan bulmaya çalışsam olmaz yine de..dedim ya seni yazmak zor be hacor..

(öykü atölyesi, "dostum, sana..)


yıllardan sonra gelene editimsi: hakkaten bok gibi yazmışım ama, bu ne be?!

23 Mart 2009 Pazartesi

geia sou!!!

yazasim geldi madem yazayım ne işim var ki? bu sefer de yunan kültüründen ve benim bu nadide kültüre olan sevgimden bahsediyim..seviyorum ben komşuyu..tarihte yaşanmışlık var bi nebze ama geçmiş gitmiş..karıştırmamak lazım..

bi aralar facebook denen merette pokere sarmıştım..her türlü yerden kültürden adam sohbet muhabbet ediyoduk..o zamanlar, ki pokerin facebook ta ilk başladığı zamanlara tekabül eder, şimdiki gibi kahve kültürü yoktu masalarda..ya da hatun düşürmek için gelen adam sayısı da azdı baya..neyse işte o zaman tanıştığım bi yunan arkadaşım vardı..canısı alex..turuncu peştemalli fotosuyla pek de bi şekerdi..muhabbeti de süpersonikti..havadan sudan konuşurduk arada yunanca öğretirdi bana üç beş..geia sou lar falan hava da uçuşuyodu çipleri süpürünce..sonra ben pokere girmemeye başladım koptuk gittik..ama belki desem ki hadi toparlan paros a geliyorum gelir mi ki acep? valla bence gelir o kadar çağırdı beni bebeğim..sagapo aleximou:)
neyse konu dağılmasın..ben severim yunanlıları..kültürlerini..adamlar akdenizli bi kere, eğlence adamı hepsi..nerde buzuki orda sirtaki modunda takılıyolar..yemek içmek müzik olsun isterse dünya batsın gibi bi tutumları var..ve mavi beyaz yunan adaları var bi de..santorini ve paros favori..henüz gitmedim ama bu gitmicem anlamına gelmez..kader kısmet tabi..

ayrıca devasa bi mitolojileri var..kimin eli kimin cebinde belli diil..hangi tanrı hangi tanrıyı öldürmüş.. kim neden kim tarafından yaratılmış, hangi tanrıca hangi tanrıyı kimle nerde boynuzlamış.. dallas gibi valla..mitoloji dersim saolsun daha da çok öğrenicem ne işime yarıcaksa artık:)

8.sınıftaydım galiba aşırı derece de sosyal ve sene sonu gösterisi manyağı okulum bi yunan okuluyla ortak dostuz biz konseptinde bi gösteri düzenlemişti..sosyal okulun sosyal öğrencisi ben de vardım..sahnenin arasında bi duvar vardı kartondan köpükten falan..biz "ipayiki kanis?" diye bağrınırkene yunanlı dostlarımız "orda kimse var mı?" diye bağırıyolardı..olayın sonunda duvarı yıktık falan hep bir olduk..(bir olunmıcak gibi diillerdi ama arkadaş seçip mi getirdiniz naptınız bi tanesi tipsiz olsun..bi tanesinin adı theo ydu havai gömlekli olan..her boku unuturum bunları unutmuyorum nası bi travmaysa..14 yaşındaki kızlar nası salça olmuştuk heriflere bok gibi ingilizcemizle..hayır bi de bizden büyüklerdi..ne bekliyoduk acaba?!)
ha bi de ananemin çok yakın bi arkadaşı var..madam eleftheria..ama elif teyze diyorum ben ona..alışkanlık..alem bi kadındı..ufacıktım daha "nesloş odun gibi yürüme bakıyım,valla koca bulamassın" derdi bana o çok tatlı yunan aksanıyla..kırismisla onların evinde tanıştım..bi keresinde paskalyada yunanistan dan yeğenleri gelmişti..onların çocuklarıyla beraber yumurta boyamıştık..sonra eşi aris amca göç etti diğer tarafa..çoluk çocuk da yok..yanlız kalınca atinaya döndü akrabalarının yanına..oha hüzünlendim resmen..dün gibi olan günler ne kadar uzakta kalmış..
hakkaten yazasim varmış benim..yani kıssadan hisse ben severim yunanlıları..

seviyo muyum, sevmiyo muyum??



ah benim canım kızım nil'im ne güzel yazmışın şarkıyı..(penti reklamında kıldım sana hafiften ama affettirdin kendini çirkin taze) ne de güzel anlatmışın kazık yiyen hatunun güçlüyüm ben aslanım kaplanım amaaaan bana bişi olmasın travmasını..ama iyi geldi be kankator..açıyorum sesi sonuna kadar bas bas çığlık ata ata söylüyorum..biz onlar için kek yapalım giderlerse komşuları gırtlaklayalım ama onlar yine de gitsin kafaya esince..(öyle kafayı vıcık diye ezmek lazım ama onlar da anne evladı yazık..)hem canları hem ciğerleri ol sona taksınlar kazığı..




amaaan kendimi bunun için mi yorucam ben kalbimi bunun için mi kırıcam ben..tabi ki de hayır..gloria gaynor dan sonra en birinci sensin nil:)

enerjimi emdirmem!!

bugün pazartesi..yeni hafta yeni hayat olsun..annemle ananemin evde olmamasından faydalanıp evde gözüme batan, enerjimi adeta vakumlayıp beni eciş bücüş bi gollum a çeviren, gereksiz, amaçsız ne kadar eşya varsa atıcam..biliyorum geldikleri zaman biri tutucak biri vurucak ama buna değer..hem napıyim, ben hiç bi zaman yapma çicek sevmedim bunu anlamalılardı..biraz sonra mental olarak kızgın kumlardan serin sulara atlıycam:)



22 Mart 2009 Pazar

bebekleri boyamayın!!!

amerika'nın paraya ve güzelliğe tapan hastalıklı bakış açısının yarattığı zavallı çocuklar onlar..hatta büyük bi çoğunluğu hala bebek kıvamında..o kadar küçükler yani..suratlarında bi ton makyaj, takma kirpikler, kafalarında devasa topuzlar..minnacık yumucak ellerinde french manikürlü takma tırnaklar..o kadar dehşet verici ki..sanki korku filminden fırlamış canlı porselen bebekler gibiler..suratlarında sahte gülümsemenin altında resmen acı var..henüz sokakta oynayıp dizlerini kanatıcak yaştalar ama acımasız ve gözü dönmüş annelerinin karşısında dans provası yapıyolar..


biliyorum fazla dramatik oldu ama başka türlüsü olamazdı durum o kadar vahim çünkü..dün little miss sunshine la ilgili bişiler okurken dikkatimi geçti..önce bi iki resimlere baktım..sonra bikaç tane vidyo izledim..o zaman durumun ne kadar vahim olduğunu daha iyi anladım..o fotoğrafları verirken gülen küçücük kızlar, gözlerine rimel sürülürken saçları yapılırken ağlıyolar..bi tanesini canavar annesi tutmuş omuzlarından silkeliyo daha iyisini yapabilirsin diye,ynaklarına küçük tokatlar atıyo..kuliste ağlayan kızlardaki nası bi şartlanmasya artık..sahneye çıktıklarında hepsinin suratında insanı buz gibi hissettiren aynı gülümseme..
ne diyebilirim ki başka..bu resmen çocuk suistimali..vahşet gibi bişi..ve daha da korkuncu bu bebekler büyüyüp anne olduklarında aynılarını kendi bebeklerine yapıcaklar..çünkü onlara dayatılan şeylerde aynı..para ve güzellikle gelen güç..

21 Mart 2009 Cumartesi

nevrotik serzenişlerden bir demet..

sıkıldım..çok sıkıldım hem de..gelenlerim geldi yine..başladım yazamaya bakalım neler geçicek aklımdan..bu bi nevi meditasyon gibi bişi aslında belki de meditasyon diildir adı..bilinmez..ama önemli olan hiç durmadan yazmak..durup düşünmeden yazmak gerekiyo..ve kesinlikle rahatlatıyo..
sanırım bıktım artık..söyle bakalım minik farilyacık nelerden bıktın? hemen cevaplıyım seni bitanecik içsesim..etrafımdakilerin mış gibi yapmalarından ama küçük beyinlerinin içindekilerin ne olduğunu az çok tahmin etmekten, hatta adım gibi bilmekten ama yine de göz yummaktan..hayatında sahip olduğu hiç bişeye kendi çabasıyla sahip olmamış ve sürekli başkalarının finansmanına ve menejerliğine ihtiyaç duyan zavallı insanlardan..kendisini, yaşını, yüzünü, bedenini inkar edenlerden..etrafındakilere ve daha da kötüsü kendine yarattığı vitrin akımken, özbenliği bokum olanlardan.. aylar geçmesine rağmen içimdeki mide bulantısıyla karışık şüpheden..ona bok gibi aşık olmama rağmen (ya da belki de aşk dildir çok yüksek dozda hoşlanmaçtır bilinmez) ötesinde berisinde kankator gibi dolanmaktan..içimden karşımdakinin kafasına kusmak gelirken kurallar uğruna canısı, cicisi, aslansın, kaplansın demekten..hergün aynı şeyleri yapmaktan..hayallerime ulaşamadan ölme korkusuyla yaşamaktan..derdimi anlatamamaktan..hep aynı şeyleri duymaktan..ama çözüm sunulmamasından..çözüm üretmeme izin verilmemesinden..hayatı görmezden gelip, kurduğu hayallerle yaşama tutunanların acınasılığına şahit olmaktan..ve kafasındaki bütün bokları gerçekleştirebilicek potansiyele sahip olmasına rağmen sürekli kendine bahaneler üreten sürekli erteleyen kendimden bıktım..

evet iç sesim ben bunlardan bıktım ve bunu kendime itiraf ediyorum..rahatladım mı?? çok diil..ama olsun yazmak iyidir..


ps: kişi ne yazıcanı bilemediği ve yavaşladığı zaman yazması gerekenler bitmiş demektir..uzatmanın anlamı yoktur..buralardan çekilip gidilmelidir..

20 Mart 2009 Cuma

canım ülkemin bitanecik celebrity leri..

*Kenan Evren "Genç Bakış" programında 36 kişinin idan kararı için "o idam kararlarını imzalarken ellerim hiç titremedi.." diyerek tarihimize buz gibi bi cümle kazandırdı.(2 yıl)

*Dönemin adalet bakanı Şevket Kazan (yandaki bıyıklı amca) 12 kişinin öldüğü ölüm oruçları devam ederken "kantinden malları stoklamışlar, bişey olmaz" dedi (12 yıl önce)

*yine(!) dönemin adalet bakanı Şevket Kazan "Irak'ta Kuran'ın yarısını ezberleyen mahkumlar tahliye ediliyor.biz de bunu uygulayabiliriz." dedi (14 yıl)

*Gülben Ergen "boşvere boşvere" şarkısının klibinde oynayan çocuk için "aslında maymun oynatıcaktık ama bulamadık..biz de zenci çocuk oynattık açıklamasını yaptı ( 11 yıl )


*Doğuş "müzikteki tek eksiğim opera.." dedi ( 5 yıl)

*Tansu Çiller meclis grubunda yaptığı bi konuşmasında "...ancak türkiye gibi bi ülkeyi halusanattan...bir tür hayali girişimlerle...halusi...halus...halis..." diye uzayıp giden bir dil dolanmasıyla bir türlü halusinasyon diyemedi (7 yıl)

*fatih Ürek, ziyaretine gittiği Asena'ya moral vermek için "hala bronzsun" dedi !!?? (5 yıl )

*Ahu Tuğba "çok paralar kazandım..ayı aldım, deve aldım, aslan aldım, daire fiyatına kürkler aldım.." diyerek parasını nasıl harcadığını özetledi ( 3 yıl)


*çok sayın (!) tayyip erdoğan "yılbaşına karşıyım.." dedi( 14 yıl )

*kayıtlara "kumkapı cinayeti "olarak geçen olayda eşi öldürülen Gülten Kızılkaya, cinayet sonrası dergilere vamp pozlar vermeye ve gazinolarda şarkı söylemeye başladı (13 yıl)

bu insanlar benim ülkemde ünlü..televizyona çıkıyolar..tanıyoruz..ve ne yazık ki konuşabiliyolar..

*kullanılan menba ise yeni yine yeniden uykusuz..

bitanesi, cantanesi !!??


*Halkın idolü robin hood olacağım.Başbakanlıktan, liderlikten hasediyorum!
*Kalbimin anahtarını okyanusa attım.Artık bilemem bir denizkızımı çıkarır ordan.
*Bugün 10 Kasım, Atatürk'ün 64. ölüm yılını şölenlerle kutluyoruz.
*Ben kıskanç bi delikanlıyım.Aslında mini etek kendisine çok yakışıyor.Mini etek giyiyor ama ben yırtmaçlısına kızıyorum.
*Bu bi şavaştır ve benim bu savaş filmindeki rolüm sakat sinektir
*Nihat Doğan sakal gibidir.Kestikçe daha gür çıkar.
*Bana bunu yapanı önce annesine sonra kız kardeşine sonra da yüce türk divanına havale ediyorum..edeceğim..evet daha etmedim.. edeceğim..
*Face to face görüşelim

evet canlarım..bu adam ünlü bi insan..halka mal olmuş (!) bi kişilik..ne biliyim şarkı söylüyo, hayranları falan var..varın gerisini siz düşünün..


ps: bu bilgimsi şeyler "uykusuz" isimli canısı mizah dergisinden edinilmiştir..siz de alın siz de okuyun derim ben..

19 Mart 2009 Perşembe

küçük sarı sihirli adam..


bu adamın nası bi sesi var arkadaş..tamam şarkıların sözleri de ayrı geçiriyo adama ama böle garip bi ses..erkek sesi ama biton hatununkinden daha bi içli daha bi derin..rüya gibi..yumuşacık ama bi yandan da balyoz kadar ağır..hüzünbaz gecelerde dinlenmeli, dinlendikçe daha çok ağlanmalı, ağlandıkça açılmalı, güzelleşmeli..bi daha yine yeni yeniden aşık olunmalı..


farilya için jay jay johanson top 5:
-far away
-alone again
-anytime anywhere
-marble house (the knife)
-believe in us
edit: ayrıca monochromatic katkısıyla "time will show me"..

vize vize diye nicesine sarıldım..

yapmam gereken şeyleri hiçbi zaman zamanında yapamıyorum..tembellik ve üşengeçlik karışımı bişeyden oluşmuşum zahir..mesela bugün iki tane vizem var..hem de baba derslerden..marketing management ve human resource management..ve ben geçen cumadan beri her akşam "evet yarın oturuyorum adam gibi çalışıyorum ikisine de.. yoksa patlıcam yine..evet evet yapabilirim diğerleri nasıl yapıyo..ben de oturup normal öğrenciler gibi ders çalışabilirim.." modunda takılıyorum..sonuçta noldu makus güne geldik ve ben henüz iki dersin de notlarının tek bi sayfasına bakmadım..marketing management a otobüste bakarım bi de yarım saatim falan kalıcak sınavdan önce..sınıftaki tüm hafta ineklemiş arkadaşlarımın soru ihtimalleri konulu tartışmasını da dinledim mi tamamdır.. human resource un sınavı altı da..bu da bana 3 saatlik bi çalışma süresi demek..hooopp canım kütüphane bitanem kütüphane..

patlıcam mı vizelerden? büyük ihtimal ama hayat güzel yaa bunu daha finalleri var :)

ps: halen daha burda bunları yazıyorum ders çalışmak yerine..ben nası mezun olucam a dostlar sorarım size??!!

18 Mart 2009 Çarşamba

canlar gider, adları şehit olur..

bugün 18 mart..çanakkale şehitlerini anma günü..tüm kanallardaki haberlerde şehitlikler gösteriliyo..hepsinde oğullarının mezarı başında ağlayan şehit anneleri..annelerden biri sitem dolu bi sesle cevap veriyo muhabire.."benim oğlum şehit oldu ne için? kim için?" ve sesindeki elle tutulur kırgınlıkve acı sanki tokat gibi.."doğru ya, vatan için.."

başka bi şehit annesi kameralara dert yanıyo..ulaşılmaz, dokunulmaz (!) başbakana sitemli..oğlunun mezarını gösteriyo..yüzü ıslak,acıdan ve öfkeden çatlamış sesiyle bağırıyo "onların oğulları sıcak yataklarında yatıyo,bak benim oğlum burda yatıyo.." ben burdan sonra iptal zaten..

evet onların oğulları sıcak yataklarında yatıyo, onların oğulları baba parasıyla bedelli askerlik yapıyo, onların oğullarının uçağı var,onların oğulları ne idüğü belirsiz ihalelerde milyon dolarlar kaldırıyo..tek ayrıcalıkları onların oğlu olmak..

soğuk toprağın altında yatan "bizim" oğullarımız, ışıklar içinde, huzur içinde uyuyun..mekanınız cennet olsun..

17 Mart 2009 Salı

"yeni doğanlara isimler" de son nokta

okan bayülgen ve eşi şirin kızımız çocuk bekliyolar tüm kamuoyunun gözüne sokulduğu üzere..ne kadar da güzel.. allah analı babalı büyütsün işallah, amin..hatta kadına resmen saygı duydum o hovarda, nerde akşam orda sabah adamı evinin kocası çocuğunun babası yapabildiği için..buraya kadar herşey gayet güzel..ancak çiçeği burnunda çiftimiz (!) ucundan kıyısından marjinal olduklarından olsa gerek doğucak kızlarının adını "İstanbul" koymaya kadar vermişler..neticede son derece yuuğnik ve bi o kadar da anlam ihtiva eden bi isim ama ben yadırgadım nedense.. belki de benim vizyonum dardır, hayata karşı at gözlüklerim vardır ondan garipsemişimdir..henüz annesinin karnında ikamet eden "İstanbul Bayülgen" e şimdiden sağlıklı ve mutlu uzun ömürler diliyim bari bitirirken..


alakasız edit: adamı fitil eden şeylerden birini yaşadım az önce..şu büyük mavi su damacanalarının çevre kısmındaki mavi aparat kopunca tepede kalan mavi yuvarlağı çıkarmaya çalışmak tam bi sabır işiymiş bunu anladım..zor çok zor..

16 Mart 2009 Pazartesi

madam farilya

başlarken rumuz dedi neslihan dedim..ama şimdi düşündüm de benden olsa olsa madam farilya olur..güneşin doğduğu yer..bense güneşi doğurmaya çalışan..başlıktaki resim santorini'den..dünya da güneşin en güzel battığı yerlerden bitanesi..bu da böyle gereksiz bi muamma olsun kendi içinde..

15 Mart 2009 Pazar

manik depresiften hallice!!

bugün farkettim ki kendimi toparlamayı öğrenmişim..bundan bikaç ay önce olsa iki gün yataktan çıkmaz, duş almaz ve çılgınlar gibi yemek yerdim..ama bugün gayet normal devam ettim hayata..sanki hiç bişi olmamış, hiç kırılmamışım gibi..ayakta kalmayı öğreniyorum galiba..bu ne kadar güzelmiş..gerçekten güçlü hissetmek..vitrin bi güçten bahsetmiyorum..mahsun bıçkınlığında yıkılmadım ayaktayım diil yani..yürekten gelen ve insanı kıpır kıpır yapan şey benim dediğim..ve sanırım ben de ondan bi miktar var..

bugün 5 haftadır süren uluslararası ticaret eğitimim bitti..zaten bu dönem hergün dersim var, o yetmedi bana bi de haftasonuna eğitim soktum..(aklımdan zorum var çünkü)..tam beş haftadır, haftanın yedi günü yeditepe'nin dağını taşını görüyorum..sabah uykusu denen şey nası bişey unuttum gibi..ama kendim için bişey yapmış olma duygusu güzel..ve artık tam üç tane kapı gibi(!) uluslarası ticaret sertifikam var (uluslararası ticaret, uluslararası ticaret hukuku ve uluslararası ticarette satış teknikleri..) tabi ki bu beş haftanın sonunda uluslararası ticaret eksperi olmadım ama kıyısından köşesinden bi fikrim oldu..en azından navlun, konşimento, 40 lık reefer kelimeleri benim için anlam ifade etmeye başladı..ya da ne biliyim satış yapmaya çalışırken amerikalının gönlü nası hoş tutulur, japon müşteri nası kafalanır ya da araplara nası ayar verilir de imza attırılır az çok biliyorum..

işte böyleyken böyle..ay içimde bi huzur bi neşe..bu hayra alamet diil pek ama sonuna kadar keyfini çıkarıcam içimden fışkıran pozitifliğin!!

yazarken..
nina simone-feeling good
gunnar madsen- anna

bir varmış bir de baktım yok..

saat biri geçti..vampirle görüşme'yi izledim..uyku bastırdı ve yapıcak hiçbişeyim yok..yatmaya hazırlanıyodum..telefon çaldı..heycanlandım ve sadece otuz saniye sürdü..meğerse alakasızmış bana ulaşma isteğinin sebebi..baştaki sesim küçüldü küçüldü ufacık kaldı konuşurken..ama gururluyum ya güçlüyüm ya hemen farkettim sesimdeki düşüşü ve toparladım..muhteşem neşemi yerleştirdim aptal sesime..lanet olası diyalog bitti..telefonu kapadım..dondum kaldım..aptalım ben..hem de su katılmamış bi aptal..çift katlı bi otobüs üstümden geçseydi daha az acırdım belki de..o adam benim arkadaşım ve öyle kalıcak..buna inanmalıyım ve yetinmeliyim..
ve ben hala bu şarkıyı dinliyorum aptallık da diil bu..adı olmayan acınası bi hal içindeyim..çıkmak istiyorum artık nerdeysem ordan..yapmam gereken şeyler var..böyle saçmalıklarla uğraşmamalıyım..somut bişiler bulmalıyım kendime..gerçekten olan birilerini..varmış gibi yapanlardan kaçmalıyım..

yazarken..
The Smiths - There Is a Light That Never Goes Out

13 Mart 2009 Cuma

nerdesin gloria??

ben ne zaman akıllanıcam acaba? bu kaçıncı hayal kırıklığın minik neslihan söyle bakalım..bence ben bunu bilerek isteyerek mazoşistik bi şekilde yapıyorum..baktım ki boşlukta gibiyim oyalanıcak bişi yok hoop hemen sarıyorum bi er kişiye..yakışıklı, zeki ya da öyle ya da böyle olmasına gerek yok..sağımda solumda kim varsa ona sarıyorum..sonra gelsin hayaller gitsin evlilik planları..adamın ne düşündüğümden zerre haberi yok tabi bu arada, o derece de iyi oyuncuyum çünkü..kendi yarattığım tek kişilik oyunu oynamaya başlıyorum..yapılan en küçük bi hareket bi saniyelik bi bakış bile ilanı aşk benim için..aha dizi dizime değdi kesin o da bişiler hissediyo..neden bana böyle anlamlı gibi baktı sanırım o da boş diil..bakarken sanki cazibeli gibi de güldü (nası oluyosa o gülüş artık bilinmez?!)..bazen bozuk konuşuyo benimle günün geri kalanı cehennem..o kadar muhteşem ki ve o kadar benim ki(!) nası yapar bunu acaba ben mi bişi yaptım paranoyaları..sonra yarattığım yalana daha da çok inanıp cozutuyorum..dinletilen şarkılar (ki hepsi öylesine şarkılar aslında), söylenen ufacık bi cümle (ki hepsi öylesine söylenmiş benim yerimde başkası olsa sadece taşıdığı anlamı veren normal cümleler..) aramızda yaşanan ve sadece ikimizin bildiği muhteşem devasa aşkın kanıtı..

sonra bişi oluyo ve ben rüyadan uyanıyorum..kaçınılmaz bi farkındalık başlıyo..gerçekler suratıma çaat diye çarpıyo..kalbimde garip lanet pislik gibi bi ağrı..salak bi çöküntü..birleşik yaşam formu haline gelen yatak ve ben..

yine oldu aynısı..

ps: yazının bütünlüğü ve mantıklı bi son için alınan kararlardan bi daha asla böyle bi yalana kendimi kaptırmıycamdan bahsetmem gerekiyodu güçlü kadınlara özgü cümlelerle..ama yemişim yazının bütünlüğünü..yoruldum ve mutsuzluktan başım ağrıdı..ağlatmalı şarkı açıp sigara içicem sanırım..sonra da gloria gaynor dinlerim belki..ayrıca bana bi daha öyle gülerse ağzını gözünü patlatıcam o adamın haberi yok..salak..

12 Mart 2009 Perşembe

the evolution of beauty..!!


video


çirkin kadın yoktur az alkol vardır lafı eskidi..ben yerine yenisini buldum..çirkin kadın yoktur,az photoshop vardır..


şimdi soruyorum ..madem bu işin özü böyleydi de biz neden yıllardır cosmo kızlarına bakıp bakıp depresyona girdik..bas hatunun suratına bi kilo makyajı ver parlak ışığı bilgisayarda kaşıyla gözüyle oyna..sonra bas bu fotoyu dergiye billboarda, yurdumun umutsuz ev hatunları boşu boşuna bunalıma girsin..yazık günah biri dur desin bu işe..zaten birilerinin böyle kusursuz olması gerekseydi tanrı el atardı bu işe..(bak adriana bile gülünce bi nebze mehpare oluyo, o da kusursuz diil..)

10 Mart 2009 Salı

içimdeki obua aşkı bambaşka!!!

bomboş yaşayıp gidiyorum anasını satıyım..saatler günler geçigeçiveriyo ben hiç bişi yapmıyorum..hayatımın sayılı günleri birer birer tükenirken benim yaptığım en üretici yaratıcı oyalayıcı iş buraya yazmak..onun da ne bana ne de okuyana faydası var..kendimi bildim bileli üşengeçim..kıçımın altında klozetimsi bi delik olsa önümde bilgisayar bi küçük televizyon..yemeğimi suyumu verseler misler gibi kalkmadan günlerce belki haftalarca yaşarım o şekilde..ama yaşayamam duş almam lazım o zaman da küçük yaşam platformumdan kalkmam lazım..olmadı bak bu..bütün düzen yerlebir oldu..ütopyaymış meğersem..

bişiler yapmak istiyorum..hayır şöyle adam gibi bi yeteneğim de yok ki takılıyım kendi kendime..ne biliyim bişi çalamıyorum küçükken bi gitar denemem oldu ama kaldı öle diğer kurslar gibi..obua çalmayı mı denesem acaba..nası bişeye benzer ki obua denen alet edevat..ben nerden duydum acaba adını..hemen gugıllıyım da öğreneyim obua neymiş..kültür dağarcığım genişlesin..bi boka yaramayan kelimeler yığınından ibaret beynim..

bişiler çalmak ya da spesifik bi spora başlamak için geç kalınmış olabilir..bu saatten sonra 10 parmak piyano çalıcak ya da puant giyip kuğu gölünden bi sahne sergilicek halim yok..ama içimde de cayır cayır yanan bi yaratıcılık ateşi..ne yapsam acaba yaa ne yapsam..geçen nette gezinirken özlem akın diye bi kadının çeşitli malzemelerden yaptığı küçük kadın kuklacıklarını gördüm..o kadar güzeller ki.. yani böle bişey sanırım benim yapmak istediğim ama biliyorum başlar başlamaz sıkılıcam yine..bazanın altı 5 sene önce gidilen ahşap boyama kursundan kalan yarım yamalak boyanmış çeşitli objelerle dolu..ööff sıkıldıım..

kendi kendini kendi sıkıntısıyla hunharca öldüren ilk insan olabilir miyim acaba?! neyse gidiyim de kendime ankastre klozetli küçük bi yaşam platformu kuruyim bari..evet bunu yapıyım..belki patentini falan alır zengin olurum..








bunlar özlem akın'ın yaptığı kuklalardan sadece üç tanesi..(çingene kız kesinlikle favorim!!)ve blogda okuduğum kadarıyla bu küçücük şeylerde kocaman emek var..
küçük kadıncıklarla ilgili daha fazlası için;